ADS KİTAP ÖZETİ / TANIMI
1 NCİ BÖLÜM (TÜRKİYEDE TOPLUMSAL YAPININ TEMELLERİ) :
Osmanlı İmparatorluk
Sistemi, toprak düzenine ve merkezi iktidara dayanmaktadır. Bu özellik ekonominin
kapitalist olmasını ve sermaye birikimini engellemektedir. Batıda gelişen ulusçuluk
akımları imparatorluğun azınlık nüfusuna ayrılmalarında etkili rol oynamıştır.
Osmanlı dönemindeki batılılaşma çabaları, devletin üzerindeki batı denetimini ve
ekonomik baskıyı artırmaktan başka bir işearamamıştır. Buna karşılık Atatürk;
batılılaşmayı, batı uyruğundan kurtarmada bir araç olarak kullanmıştır.
Osmanlının
siyasal birikimi, dine ve padişah otoritesine dayalı bir anayasal monarşi, yabancı
denetimi altında bir devlet ve ulusçuluk akımları etkisinde parçalanmış siyasal
birliktir. Osmanlının toplumsal kesimlerinden biri olan asker kesimi, sınıflar içinde
en yenilikçi ve en büyük gücünü teşkil.etmektedir.
Osmanlı’daki
ideolojik birikimin temel özelliğini ise imparatorluk çöküş döneminde gecikmiş
olarak ortaya çıkan, Türk. Ulusçuluk.akımı.oluşturmaktadır.
Bağımsızlık
Savaşı, Mustafa Kemal’in elinde dağılan, parçalanan ülkenin tüm siyasal ve
kültürel yapısını değiştirmede bir araç olmuştur. Atatürk siyasal devrimlerinde
eğitimsel, kültürel ve hukuksal yenilikleri batı dünyasının yüzyıl önce
geçirmiş olduğu toplumsal ve ekonomik değişmeleri hızla gerçekleştirmenin aracı
olarak kullanıyordu. Böylece çağdaş ve dışa dönük bir toplum modeli yaratmayı
amaçlamıştır.
2 NCİ BÖLÜM
(TÜRKİYE’DE DEĞİŞMENİN ARAÇLARI OLARAK YAPISAL ÖĞELER)
Yeni Cumhuriyetin amacı
dış denetimden arınmış girişimci ulusal sermaye sınıfı yaratmaktır. Bu siyasetin
temelleri 1923 yılında Cumhuriyetin sahip olduğu toplumsal ve ekonomik yapıyla
Atatürk’ün kurmuş olduğu ilkeleri kıstas almaktadır. Ekonomi siyasetin ana
ilkeleri, İzmir iktisat Kongresinde.saptanmıştır.
Geliştirilmek
istenen sermaye sınıfına devletçilik ilkesi.ile.yön. verilmiştir.
1950 yılında çok
partili döneme geçişin ekonomik ve siyasal zorunluluğun altında demokratikleşme,
ulusal sermaye sınıfı belirginleşmeye başlamıştır. 1950’den sonraki gelişmeler
ile güçlenen burjuvazi gelenekçi-liberal cephenin içinde önemli bir öğe durumuna
gelmiş, yalnız 1950-1960 arasındaki bu benimseme dönemi sırasında
Atatürkçülük’ten bazı sapmalar ortaya çıkmıştır. TSK.’nin 1960 eylemi,
toplumu çağdaş modellere uygun olarak değiştirmek istenen devletçi-seçkinciler
adına yapılan bir başka çabayı oluşturmuştur. Asıl sorun, 1958 yılından
günümüze kadar istikrar tedbirlerini doğuran yapısal nedenlerin ortadan
kalkmasıydı. Faiz ve rant üzerinde gelişen ekonomi, çarpıklığını sonraki
dönemlere de kısır.döngülü.bir.şekilde.aktarmıştır.
3 NCÜ BÖLÜM (DIŞ
ÖĞELERİN ETKİLERİ)
21.yüzyıl Türkiye’nin
en büyük belirleyicisi dış dünyadaki gelişmeler ve uluslararası sermayenin etkisi
olacaktır. En büyük adımı ise Avrupa Birliğine girme isteği oluşturmuştur.
Dağılan Sovyetler’den kopan Cumhuriyetlerle artan ilişkiler ekonomiyi olumlu yönde
etkileyeceği kesindir. Kısaca,Türk ekonomisi belli aşamaları geçirmiş olmakla
beraber sağlam ve sağlıklı yapıya kavuşamadığı ve dış dünyaya bağlı hareket
edemediği gerçektir.
Türkiye’nin 21.
yüzyılda küreselleşme çerçevesinde bir bölgesel güç olarak dünya arenasına
çıkması hem bölgesinde komşularıyla iyi ilişkiler geliştirebilmesine hem de dünya
üzerinde Japonya’dan Birleşik Amerika’ya kadar çeşitli ekonomik ve siyasal
ittifaklar oluşturabilmesine bağlı görünmektedir.
4 NCÜ BÖLÜM
(TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL YAPININ VE DEĞİŞMENİN GÖRÜNÜMLERİ)
Toplumsal yapının
ve değişmenin göstergesi incelendiğinde teknolojik gelişme ile nüfus artışının
ters orantılı geliştiği görülmüştür. Demografik dağılımın bozukluğu
kaynakların etkin kullanımını zora sokmaktadır. İlk ve orta öğretimle birlikte
yüksek öğretimde gerek nitelik, gerekse nicelik bakımından 21 nci yüzyılda
Türkiye’nin gereksinimlerine yanıt vermekten uzaktır. Çalışan nüfusun sosyal
güvenlik önlemleri son derece yetersizdir. Türkiye’nin en önemli sorun alanları,
hem fiziksel hem hukuksal, siyasal ve toplumsal olarak kent hukuku dışında gelişmiş
olan alanlar, eski gecekondular olacaktır.
5 NCİ BÖLÜM
(TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL YAPININ VE DEĞİŞMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ)
1980 sonrası
yaşanan ekonomik gelişmeler; 21 nci yüzyıl Türkiye’si açısından tarım kesiminin
de artık sanayi ülkelerindeki yapıya yavaş yavaş yaklaştığını göstermektedir.
Gelecek yüzyılda,
Türkiye’deki toplumsal sınıflar ile siyaset arasındaki ilişkiler bire bir ekonomik
kökenli olmadığı, buna karşılık ideolojik oluşmaların bu ilişkileri önemli
ölçüde etkileyeceği. gözlenmektedir.
Türkiye gelecekte
üç temel sürecin etkisinde kalacaktır. Birincisi, dış dünyadan gelen siyasal,
ekonomik ve kültürel alanlarda farklı etkileri olan küreselleşmedir. İkincisi,
kaçak yapılaşma ile simgeleşen ve tüm siyasal ahlakı da pençesine alan bir yağma
kültürünü temsil eden kentleşmedir. Sonuncusu ise, hem Cumhuriyetin tarihinden gelen
hemde evrensel oluşumların desteklediği, katılım ilkesinin yaygınlaşmasında ve
etkinleşmesine dayalı olan demokratikleşmedir.
Önümüzdeki
yüzyılda, Türkiye’yi yönlendirecek belirleyici güçler de üç merkezli
görünmektedir. Birinci güç; dış dünyanın belirleyiciliği açısından tarihsel
olarak da Türkiye’nin biçimlenmesinde önemli roller oynamış ve küreselleşme
süreci ile bu konumu iyice kurumlaşan Amerika Birleşik Devletleri’dir. İkinci güç;
gelişmesi için kendisine destek verilmiş olan ve sonunda kitle iletişim araçlarının
mülkiyetine de sahip olarak bu gücünün doruğuna ulaşmış olan büyük sermayedir.
Üçüncü güç, Türkiye’nin çağdaş bir ulus-devlete geçişinde rol oynayan,
bölücü terör ve şeriat tehdidi karşısında yeniden ön plana çıkan.askeri.bürokrasidir.
Küreselleşmenin
birinci niteliği, siyasi ve askeri alanda Amerika Birleşik Devletlerinin egemenliği ve
dünya jandarmalığı rolüne soyunmuş olmasıdır. İkinci niteliği, ekonomik alanda
uluslararası sermayenin egemenliğidir. Üçüncüsü ise; tüm dünyada bir örnek
tüketim kültürü oluşturmaya yöneliktir. Dördüncü niteliği, mikro milliyetçilik
akımlarını.güçlendirmesidir.
SONUÇ
A.KİTABIN ANA FİKRİ :
21 nci
Yüzyıla girerken Türkiye’deki toplumsal yapı ve toplumsal.değişmenin.faktörlerinin
.incelenmesidir.
B.KİTABIN GETİRDİĞİ
YENİLİKLER :
Yazar kitabında, 21.
yüzyıla girerken Türkiye’nin toplumsal yapısını ve değişmesini dış dünya,
ideoloji ve sınıfsal gelişme öğelerinden oluşan toplumbilimsel bir model olarak ele
almış, tarihsel .çözümlemesini.yapmıştır.
Yazar, ülkede yaşanan
sorunlara ve tarihsel perspektifte siyasal ve ekonomik oluşumlara bilirli bir ideolojiden
değil, objektif olarak.toplum .bilimi.ile.yaklaşmıştır.
Kitapta 21.
yüzyılda karşılaşacağımız muhtemel sosyo-ekonomik problemler ve bunların çözüm
yolları ile ülkenin gerek kendi iç dinamiklerini gerekse dış öğelerin dayatacağı
oluşumlar ve bunların siyasal ekonomi etkilerini bir anlamda öngörü .olarak. bulmak. mümkündür.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL
DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Yazar toplumsal yapı ve
değimi çözümlerken her bir konu için sistematik ve kronolojik yaklaşmıştır. Bu da
okura her konu hakkında siyasal ve ekonomik dönemler arasında birbirini tamamlayan
geçişler yapmasını kolaylaştırmıştır.
21 nci yüzyılda
dış dünyadaki küreselleşme, demokratikleşme, uluslararası sermaye gibi
oluşumların ülkemizi nasıl etkileyeceği üzerindeki görüşler okurla
paylaşılmış olup, özellikle karar alıcılar ve politika oluşturuculara yön verecek
çarpıcı sonuçlar çıkartılmıştır.
Kitabın bir
özelliği de dilinin anlaşılabilir olması ve ulaşılan sonuçların net ifadelerle
anlatılarak gelecekteki olası sosyal ve ekonomik darboğazları belirlemiş olmasıdır. |
|
Yorum Yazılmamış... |
Sponsor Bağlantılar |
|