ADS KİTABIN ÖZETİ :
Aylin, Amerikan kız kolejini bitirdikten sonra, eğitimini tamamlamak üzere
Paris’e gitti; bundan sonraki yaşamını bir uçtan diğer uca, baş döndürücü bir
hızla akarak geçti Libyalı bir prensle evlendi, Prenses oldu. Tıp okudu ünlü bir
psikiyatrist oldu. Tekrar tekrar evlendi, ama evliliklerinden sıkıldı, Amerikan
ordusuna Albay rütbesiyle Subay oldu...
İşte bu kitap,
kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşaya kadar uzanan bir ailenin kızı olan Aylin
DEVRİMEL ‘in fırtınalı yaşamının öyküsüdür.
Lise yıllarında uzun boylu ve sıka bir kız olan Aylin zamanla
güzelleşmiş ve bir gün Esma teyzesinin daveti üzerine Paris’te bir otelde
buluşurlar otelde prens olduğu söylenen bir Arap’la tanışır ve bu tanışmanın
sonunda prensle görkemli bir yaşantı için evlenir Prenses olur. Ancak her şey
düşündüğü gibi gitmez Prens Senusi doğu kültürü ile yetiştiği için batı
kültürü ile yetişen Aylin’e ters gelmekte zamanla Aylin’in özgürlüğü
kısıtlanmaktaydı evliliğe başladığı gibi sakin değil büyük bir kaçışla son
buldu; yaz sonunda Aylin, ablası Nilüferle Cenevre ye gider. Yaşamanın ideali olan
tıp okumaya karar verir ve büyük uğraşlar vererek Neuchatel Üniversitesine kayıt
yaptırır. Okulun ilk yıllarında hayatında çok büyük değişiklikler yaparak,
ihtişamlı hayatından sıyrılarak sade bir öğrenci olur. Tek hedefi olan tıp
fakültesini bitirmek için çok çalıştı daha sonra fizik ve kimya derslerinde
yardımcı olan Jean-Pierre ile evlendi. İki öğrencinin bu evliliği zaman içinde
Aylin’in dış görüntüsünde olduğu kadar iç dünyasını da değiştirecektir.
Aylin Jean-Pierre ile birlikte yaşadığı günlerde tıp ilmi ile yakından tanışıp
ufkunun penceresini o zamana kadar hiç bilmediği yepyeni bir dünyayı ardına kadar
açacak peşinden koştuğu gerçek zenginliğin dış dünyanın görkemli vitrinlerinde
değil de insanlığın iç aleminde bulunduğunu öğrenecekti. Okul sonunda Jean-Pierre
Nos Alamus’taki nükleer araştırma merkezinden geri çeviremeyeceği bir teklif aldı.
Aylin de New Rachel Hospital Medical Center’dan teklif aldı ; onların birbirlerine
karşı olan sorumlulukları artık bitiyor müşterek hayatları bir yol ayrımına
giriyordu. Ellerinde bu evlilikten altı yıllık sağlam bir dayanışma ve derin dostluk
duyguları ile dopdolu gençlik anıları kaldı sadece.
Aylin çok ciddiye aldığı bu işine büyük bir heyecanla
başladı. New Rachel’de tanıştığı Afganistanlı genç meslektaşı Azim’in
karısı 11 yaşından beri arkadaşı olan Zeynep TARZI çıktı. Aylin, Zeynep ve Azim
ile gittiği Afgan sefahati kokteylinde Paswak adındaki Birleşmiş Milletlerin Afgan
esiri ile tanışır. Paswak evli olmasına rağmen Aylin ile arasında duygusal bir bağ
oluşmuştu. Aylin o yılı aklı beş karış havada geçirdi. Bütün vakitlerini
beraber geçiriyorlardı. Paswak bu yüzden önce Wall Dame’nin Birleşmiş Milletler
genel sekreterliğine daha sonra 1974 yılında Hindistan sefirliğine tayini
çıkmıştı.
Aylin kaderin ağlarını onlar için giderek daha çileli iplerle
örmekte olduğunu nihayet görmeye başladı; ya sevdiği adamı peşinde dünyayı adım
adım dolaşacak ya da mesleğini ön plana alacaktı. Tam meslek uğruna değmez derken
Hastanede Psikiyatri bölümü şefliğine terfi etti. Sonunda Aylin’in sağduyusu
aşkına galip geldi. Aylin gönlü yaralı bar kuşunu çok kısa bir süre oynadı sonra
toparlandı ve işinin başına döndü. Arkadaşı Azim’in vasıtası ile kendi
meslektaşı olan Michel RAMODİSLİ ile tanıştı. Michel’i çok etkileyici
bulmadığı halde evliliğe giden ilk adımları Michel’in evinde attılar. Daha sonra
Aylin bu evlilikten deliler gibi çocuk istemeye başladı. Aylin’in bu isteğine
karşılık Michel dinine ve geleneklerine çok bağlı olduğunu doğacak çocuğun
Yahudi kültürüne göre yetiştirilebileceğini söyledi fakat Aylin bunu bile sorun
etmedi dinini değiştirmeyi göze aldı. Aylin’e göre insanları dinlerine,
ırklarına ve dillerine göre ayırmak çok saçma idi ona göre insan, insan olduğu
için çok değerli idi onun insan sevgisini bir din veya ırk engelleyemezdi Aylin çocuk
yapma isteğinden 6 düşük yaptıktan sonra vazgeçecekti.
Aylin meslektaş olduğu Michel ile her an beraberdi işyerleri
bir, evleri bir kısacası bütün zamanları birlikte geçiyordu belli bir süre sonra
birbirleri ile bu kadar çok birlikte olmaları Aylin’i çok sıkmıştı gün
geçtikçe birbirlerinden kopuyorlardı ve bir gün Aylin kocasına haftanın belirli
günlerinde birbirlerine izin vermelerini bugünlerde değişik insanlar ile
çıkabileceklerini bunu sonucunda diğer insanlarda görecekleri eksiklikleri
kendilerinde tanımlayıp birbirlerine ölümsüz sevgi ile bağlanacaklardı. Fakat
düşünülen olmadı Aylin yurt dışında olduğu günlerden birinde Michel bir
arkadaşının evinde Barbara adında bir bayanla tanıştı ve bu tanışma
evliliklerinin sonunu getirdi. Aylin sıkıntılı bir zamanında vardığı karar
sonucunda kocasını kaybettiği için hem üzgün hem de suçluluk duygusu
içerisindeydi. Bu sıkıntı ve üzüntü uzun sürmedi her şeyi bir kenara bırakıp
mesleğinde ilerledi fakat bu ilerleme bile onu tatmin etmedi. Bir süre sonra Amerikan
ordusuna katılarak Körfez savaşında ruf sağlığı bozulan hastaları tedavi eden
doktor olmayı düşündü bu nedenle Oklahoma’ya körfez savaşında zarar görmüş
askerleri tedaviye gitti.
Aylin Üniformasını ilk kez 1992’nin soğuk bir Ocak gününde
giydi. 9 Kasım 1992’de ordunun fiziksel aktiviteler sınavını yüksek bir puana
kazanarak başarı sertifikası aldı. Aylin ordudaki görevinde yine işine devam ediyor,
hastalarına çare bulmaya çalışıyordu bir gün kendisine yeni bir hasta verildi bu
kez hasta körfez savaşından sonra geldiği sivil hayata uyum sağlayamıyordu. Bunun
sonucunda hiçbir suçu olmayan bir çok sivili katletmişti.
Aylin bu hastası üzerinde çalışırken Amerikan ordusunun
askerlerini cesaretlendirmesi için verdiği ilaçların yan etkisi sonucu hastanın bu
duruma geldiğini saptadı ve bu sonucu tez bir halde askeri yetkililere bildirdi.
Aylin’in verdiği bu sonucu askeri yetkililer daha önceden bildiğinden Aylin’in bu
olayın üstüne gitmemesini istediler ve onu uyardılar Aylin bu sessizliği
sindiremeyerek sözleşmesinin bitmesinin ardından Albay rütbesindeyken ordudan
ayrıldı.
Ordudan ayrılmasından sonra 19 Ocak 1995 Perşembe günü evinin
bahçesinde o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından kendi arabasının
altında ölü bulundu. Zengin, ünlü ve saygın insanların yaşadığı mahallede yerel
polis ve yerel yöneticiler mahallenin adını polisiye bir olaya karıştırmamak için
dosyayı apar topar denebilecek bir hızla kapattılar teşhis ise “Freak Accident”
yani Garip bir kaza idi.
“... Yükseltilmiş sahnede kapağı açık maun bir tabut
duruyordu uzun bir sıra oluşturan insanlar tabutta yatan albay üniformalı Amerikan
subayını selamlayıp içlerinden dua veya veda ederek tabutun başından ayrılınca
yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerini alıyorlardı. Herkes etrafa
hakim olan ordu düzeninin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu ...
Katafalkın üstünde dört bir yanı rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan
kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood
yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk
kadınıydı. |
|
Yorum Yazılmamış... |
Sponsor Bağlantılar |
|