KİTABIN ÖZETİ :
Ahmet Cevdet Paşa Tanzimat döneminin en ünlü
şahsiyetlerinden biridir. Yazdığı Tarih-i Cevdet de son dönem Osmanlıca metinlerin
en önemlilerinden biri olarak kabul edilir. Daha sade, daha arı bir edebiyat dilinin ilk
ustalık örneklerinden olduğu kadar, 1774 – 1826 arası Osmanlı İmparatorluğu
tarihinin standart anlatısı olması da bu değerlendirmede rol oynar. Eser üç ana
konuyu ele almaktadır:
Ahmet CEVDET
Genel olarak Osmanlı Tarih
Yazıcılığı
19. yy. Osmanlı Tarihi
Bu üç ana konu ışığında
sırasıyla:
1.Bölüm: Bir Tarihin
Tarihi başlığı altında 12 ciltlik TARİH-İ CEVDET isimli külliyatının kaleme
alınışı ve metnin iç yapısı incelenmiştir.
2.Bölüm: Ahmet
Cevdet’in SİYASİ TASVİRLERİ başlığı altında ilmiyenin çöküşü, III.
Selim’in tahttan indirilişi ve Napolyon.
3.Bölüm: Tarih-i
Cevdet’in yöntemi ve uygulaması başlığı altında Cevdet’in tarih yazıcılık
yöntemi, İbn Haldunculuk.
4.Bölüm: Ahmet
Cevdet’in siyasi görüşleri başlığı altında, tarihten çıkarılan dersler ve
Tanzimatın bir savunusu konuları işlenmiştir.
1.
BÖLÜM:
Tarih-i Cevdet oluşumu 30 yıla yayılan bir metindir. Tanzimat Döneminin
standart bir anlatısını oluşturan 12 ciltlik bu kitap, ilmiyeye yapılan bir
eleştiriyle başlar. A. Cevdet “Ulema-yı Resmiye” dediği, dönemin aydınlarını
tasvir eder. İlmiye konusu bütün külliyatta yaygın şekilde mevcuttur. III.
Selim’in tahttan indirilişi ve Napolyon Bonapart’ın değerlendirmesi dahil dönemin
siyasi olaylarına hakim bir eserdir. Eserin genel yapısında tarihi nedensellik konsepti
göze çarpar. Eserin son cildinde tarihin ibret vermek için yazıldığı felsefesine
dayalı fikirler öne sürer. Son bölümde ise Osmanlı İmparatorluğu’nda dinin
oynadığı rol ve siyasi etkilerden bahseder.
Ahmet Cevdet 27 Mart 1823’te Bulgaristan – Lofça’da doğdu. Zengin bir
ailenin mensubuydu. 1850 yılında, 1774-1826 arası Osmanlı Tarihini yazma görevini
üstlendiğinde genç bir hukuk ve din adamı, müderristi. Reşid Paşa’ya olan
bağlılığı neticesinde siyasi görevler de almaya başladı. Bunlardan ilki 1849’da
gizlice Macar Mülteci Sorununu çözmek üzere Bükreş’e gönderilmesidir. 1855
yılında kendisine vakanüvis denilen imparatorluğun resmi tarihçisi unvanı
verilmiştir. Bu arada Galata Mollası görevini de yapıyordu.
1774 Küçük Kaynarca Barış Antlaşmasından, Kafkas Coğrafyasından,
Dağıstan tarihinden, Prusya Kralı Friedrich’in ölümünden, 1787 Osmanlı – Rus
Savaşlarından ve daha birçok tarihi ve siyasi hadiselerin etkilerini kaleme
almıştır. Bu arada Osmanlı üst yönetiminin üyesi olarak, Kuleli ayaklanması gibi
siyasi olaylardan ziyade devlet hazinesindeki kıtlık ve yetersiz bürokrasi gibi iç
meseleler üzerinde duruyordu.
Eserin 5. Cildinden itibaren III. Selim’in reformları ile birlikte, Tarih-i
Cevdet isimli eseri bir “Devlet-i Aliye” tarihinden çıkıp Avrupa merkezli dünya
tarihi görünümü kazanır.
6. cilt Fransız İhtilali ve etkileri ile başlar ve bu cilt ile beraber Osmanlı
Tarihini Avrupa Tarihi ile etkileşimli olarak anlatmaya başlar. Ahmet Cevdet bu arada
kariyer olarak da Şeyhülislamlık mertebesine aday hale gelmiştir. Bir yıllık Bosna
görevi ve Anadolu’daki ayaklanmaları bastırmak üzere aldığı Fevkalade Müfettiş
görevleri onu bu noktaya getirmiştir. Vezirliğe atanır ve kendisine hayat boyu maaş
bağlanır. Bu arada zamanın ilmiyesine karşı hep eleştirel tutumu devam
etmektedir.
1869 yılında, adliye nazırı görevindeyken Mecelle Cemiyeti kurulur. Cemiyetin
amacı medeni kanunu hazırlarken, Fransız Code Civil’i çevirirken tam bir çeviri
olarak değil, toplumun sarflarına uygun olarak hazırlamaktı.
Tarih-i Cevdet’in son ciltlerinde Rusların Balkan politikası üzerine son
derece dengeli yargılar yer alır. Rusları birkaç kez sinsi, içten pazarlıklı ve
güvenilmez olarak tanımlar ve bir Rus fobisine işaret eder. Bu arada Mithat Paşa ile
sorunlu ilişkiler yaşayan Ahmet Cevdet 1875’i geri bıraktığında Mithat Paşa’yı
devletin iflasıyla küpünü doldurmakla suçlar. Sultan Abdülaziz ve Valide Sultan
Pertevniyal onun devlet erkanında tek dayanaklarıydı. II. Abdülhamid’in tahta
geçmesiyle, aynı yakınlığı ondan göremeyen Ahmet Cevdet siyasi arenada iyice
yalnızlaşır. Ancak o Encümen-i Daniş tarafından kendisine verilen tarih
yazmacılığı görevini yerine getirmekte ve 12 ciltlik eserini Vaka-i Hayriye
(Yeniçerilerin yok edilişi) ile tamamlar.
Ahmet Cevdet 27 mayıs 1895 Bebek’teki yalısında hayata gözlerini yumar.
“Araç Tarih Amaç Tanzimat” isimli bu kitapta külliyatın iç yapısına dair
sayfa karşılaştırmaları ve teknik yapı mevcuttur.
2.
BÖLÜM:
Kitabın ikinci bölümünde Ahmet Cevdet’in İlmiyenin çöküşüyle alakalı
eleştirel yaklaşımı yer almaktadır. Eleştirilerinde daha ziyade şahısları hedef
alıyor. Hatır için yapılan atamalar, makamların liyakatsiz kişilere teslimi, okuma
yazma bilmeyen yaltakçıların kadı olarak atanmaları İlmiyenin çöküşünü
hazırlayan sebepleri teşkil ediyordu. Böylece ulema hakkındaki ilk suçlamasını
açığa vuruyordu. O da cehalet. Ulema-yı Resmiye diye tasvir ettiği aydın kesimi
İlmiyenin çöküşünden sorumlu tutar. Ayrıca kapalı çevre oluşturan bazı ulema
ailesini de kınıyordu. Alemdar Mustafa Paşa’nın ölümüyle sonuçlanan ve III.
Selim’in tahttan indirilişini hazırlayan ayaklanmada, ayaklanmayı ulemanın
meşrulaştırdığını anlatır. III. Selim’in tahttan indirilişini bir felaket
örneği olarak ifade eder. Kitabında tahttan indiriliş nedenlerini uzunca anlatır.
III. Selim’in başarısızlık nedenleri olarak reform için göndermiş olduğu
muhtıraların yetersizliği, kamuoyunun Selim’in musahiplerine duyduğu öfke, lüks
hayat, Boğaz’da yapılan ihtişamlı geceler, bu arada Fransızların Mısır’a
girmesi olarak ifade eder.
Ahmet Cevdet kitabında III. Selim’in yumuşak başlılığından bahsederken bir
zıt özellik olarak reformcu kişiliğini göz ardı etmez. “Tarih-i Cevdet”inde
Müslüman hükümdarların karakter tahlilini yapar. Ancak Tarih-i Cevdet’te en çok
adı geçen kişi Napolyon Bonapart’tır. Napolyon’un İstanbul’un dünyanın
başkenti özelliğini taşıdığını düşündüğünü iddia eder. Napolyon’un
Avrupa’yı Batı-Fransız, Doğu-Rus olmak üzere ikiye ayırmak istediğini ve sonra
Rusya’yı Avrupa siyasetinden uzaklaştırmayı hedeflediğini yazar. Bu arada
Napolyon’u da karakter olarak irdeler ve onu başarısızlığa iten sonuca varır.
Gurur ve kibir.
Napolyon’u Osmanlı İmparatorluğu’nu Ruslarla başlayan savaşa sokmakla,
Osmanlı-İngiliz dostluğunu bozmakla itham eder.
3.
BÖLÜM
:
“Araç Tarih Amaç Tanzimat” isimli bu eserin 3. Bölümünde tarih
yazıcılık yöntemi, kendi tarihçilik ilkeleri hakkındaki yazıları, kaynakları
kullanışı yer alır. Bu tarihçilik yöntemi ile İbn-i Halduncu olarak bilinir.
Cevdet, İbn-i Haldun’un Mukaddime’sinin bir kısmını çevirmiştir. İbni-i
Haldunizm öğretisi kimileri tarafından siyasi bir sistem şeklinde kimileri tarafından
da bilimsel akılcılık şeklinde bazıları tarafından da uhrevi ağırlıklı tarih
anlayışıdır.
4.
BÖLÜM
:
Kitabın 4. Bölümünde Ahmet Cevdet’in siyasi görüşünü anlattığı
tarihten çıkan dersler, nizamın sağlanması, memur ve iktidarların kullanılması,
kamuoyu ve pragmatik siyaset gibi konular yer almaktadır.
Kitabın son bölümünde pragmatizm ve İslamiyeti karşılaştırır, Tanzimatı
irdeler, Tanzimatın bir taklitçilik değil, baskıya karşı gizli bir direnç ve orta
yolu arama iradesi olduğunu savunur.