ADS
KİTABIN ÖZETİ :
Foça’nın küçük bir köyü olan Bağarası’nda dünyaya gelen Org. Sabri
YİRMİBEŞOĞLU, kısa bir süre sonra Foça’ya ailesi ile beraber yerleşir. Onun
dünyaya geldiği yıllar Türk toplumunun çağdaşlaşma gereksinimleri olan ilke,
inkılap ve yeniliklerin uygulanmaya başladığı yıllardır. (Latin harflerin kabulü,
şapka devrimi, tekke ve zaviyelerin kapatılması) Aynı zamanda bütün cihana karşı
kazanılmış zaferin ekonomik olarak vermiş olduğu hasarın hissedildiği, bütün
toplumun bu hasarı en derinden hissettiği, yokluğun her türlüsünün var olduğu
zamandır. T.C. bu ekonomik sıkıntıyı her türlü yöntemlerle (denk bütçe, sıfır
enflasyon vb.) halletmek için çaba içerisindedir.
Askerlik mesleğine karşı ilgisi daha çocuk yaşlarında
başlar. Bunda biraz da öğretmenlerinin etkisi vardır. Öğretmenlerinin her
öğrencisi ile yakından ilgilenmeleri, öğrencilerinin ilgi sahalarını keşfetmeleri
onun bu özelliğinin açığa çıkmasında muhakkak etkisi olmuştur. Bu ilgi ve
isteğini ortaokul ikinci sınıfta iken uygulamaya geçirmiş. Bunun için Foça’daki
alayın alay komutanı da elinden gelebilecek imkanları kendisinden esirgememiştir. Bin
bir güçlükle o hep hayalini kurduğu askerlik mesleğine ulaşabilmek için 13
yaşında tek başına Konya’da bulunan Kuleli Askeri Lisesi’ne gider. Uygulanan
imtihanın her türlü aşamasından birincilikle geçer. Çocuklarını okutabilmek ve
iyi bir eğitim aldırabilmek için askeri okullar dar gelirli aileler tarafından tercih
edilmektedir. Askeri ortaokulun bitimini müteakip eğitim ve öğrenimine devam edebilmek
için Bursa Işıklar Lisesi’ne katılır. Bursa Işıklar Askeri Lisesi 1985 yılında
kurulmuş Türk toplumuna yüzlerce general, yüzlerce subay kazandırmıştır. 1945
senesi ikinci dünya harbinin bittiği dünyanın yeni bir çehre ile tanıştığı yeni
sistem ve teknolojilerin kullanılmaya başladığı bir zaman ABD Japonların üzerinde
denediği atom bombası nükleer savunma silahlarının başlangıcı olmuştur. Aynı
zamanda Japonların yakın tarihine damga vurarak Japonların kalkınmalarını ve
ilerlemelerini kamçılamıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti 2 nci Dünya Harbine
girmemiştir ama dünya ekonomik krizlerini aynen hissetmiştir. Kaynaklarını harbe
girebileceğini hesap ederek seferber etmiş, bunun faturası ekonomiye ağır olarak
yansımıştır. O dönemde en basit zaruri ihtiyaçlar dahi karneye bağlanmıştı. Tek
parti CHP değişmez başkan ve milli şef İsmet İNÖNÜ yönetiminde idi. Daha önce
Mustafa Kemal Atatürk tarafından çok partili sistem denenmiş fakat gerici hareketler
ve toplumsal olaylar yüzünden tekrar tek partili sisteme dönüş yapılmıştır. 1945
senesi içerisinde İsmet İNÖNÜ meclis konuşmalarında çok partili sisteme
dönülmesi gerektiği işaretlerini vermeye başlamıştır. Bununla birlikte 1946
senesinde Celal BAYAR başkanlığında Demokrat Parti kuruluyor. Müteakiben üçüncü
parti olarak kurulan Milli Kalkınma Partisinin siyasi tarihimizde herhangi bir etkisi
olmamıştır. O dönemde günümüzdeki iletişim araçları mevcut olmadığı için her
türlü gelişmeler yazılı basın tarafından topluma iletilmektedir. Çok partili
sisteme geçişin temelindeki gaye toplumumuza demokrasi ortamını ve bilincini
yerleştirebilmekti. D.P. bunun için kurulmuş ama zamanla amacından uzaklaşmış ve 27
Mayıs askeri müdahalesi ile son bulmuştur. Kurulduğu anda açıkladığı programı
CHP’nin programına çok benziyordu. Müteakip zamanlarda parti kendisini popilist
politikalara kaptırarak halkın büyük bir kısmının desteğini kazanmış. DP henüz
teşkilatlanmasını tamamlayamadan CHP baskın bir seçime götürüyor. Seçimler
CHP’nin üstünlüğü ile sonuçlanır. Ama seçimlerin tarafsız yapılmadığına
dair bir sürü iddia ortaya atılır. CHP’nin iktidarı döneminde 2 nci Dünya
harbinin vermiş olduğu ekonomik sıkıntı toplumu oldukça zorlamış bu da DP’nin
faydasına gelişmiştir.
1946 senesinde Org. Sabri YİRMİBEŞOĞLU askeri liseden mezun
olmuş ve Ankara Kara Harp Okuluna başlamıştı. Genel Kurmay Başkanı Org. Kazım
ORBAY Harp Okulunu 3 yıla çıkarttırırken Eğt. kalitesi de aynı şekilde
yükseltilmiştir.
Siyasi hayatımızda çok partili döneme geçişin işaretleri
olarak CHP mecliste Milli şef, değişmez lider unvanlarını kaldırtıyordu. 1947
senesinde DP ilk büyük kongresini yapıyordu. Aynı sene içerisinde okul dışında din
eğitimine müsaade kanunu çıkarılıyor. Bu kanun ileride kuran kurslarının yurdun
her tarafında açılıp ehil olmayan kişiler tarafından kullanılmasını
sağlayacaktı. Sürekli laik söylemlerde bulunan CHP iktidarı buna sebebiyet verdi. 30
Ağustos 1948 senesinde harp okulundan mezun olan devam eder. 9 ay piyade tekamül kursu
ve 3 ay NBC kursu için oraya gelmiştir.
O dönem partiler
dini kullanmanın ucuz bir propaganda ve yandaş toplama yöntemi ön plana
çıkartmışlardır. Özellikle 1949 yılında mecliste Arapça ezan okunması
hadisesinden sonra dinin kullanıldığı açıktan hissedilmiştir. Türkiye’nin
Nato’ya kabul edilmesi DP parti iktidarına nasip oldu. Kominizim iktidar partisi
tarafından büyük bir tehlike olarak addedilip buna yönelik karşı tedbirler ortaya
çıkarılıyordu. Hatta rakipler saf dışı edilmek için kominist suçlaması ile
karşı karşıya bırakılıyordu. 1950 senesinde yapılan seçimler DP iktidarının
büyük bir zaferi ile sonuçlanıyor. DP icraatları boyunca dış politikada tutarlı
bir yol izlemiş olup, Kore’ye birlik gönderme, Kıbrıs anlaşmaları, Nato’ya
girişimiz bir başarı olarak kendini göstermiştir. DP iktidarının ilk yıllarında
memleket kalkınma işaretleri göstermiştir. Biraz şans biraz da teşvikle özellikle
tarımda yaşanan üretim artışı ihracata soluk aldırmıştır. DP arkasına almış
olduğu toplumsal desteği bir süre sonra kötüye kullanacak ve devletin
kuruluşlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Özellikle personel görevlendirmelerinde
keyfi hareketler (kendi düşüncelerine yakın insanlar) dikkati çekmektedir. TSK da bu
davranışlardan nasibini almıştır. Ordunun çeşitli komutanlık kademelerine haksız
atamalar hiyerarşik düzeni bozmuştur. Bu personel arasında git gide büyük bir
hoşnutsuzluk yaratmıştır. Parti 1955-1960 seçimlerinde de iktidara büyük bir halk
desteği ile gelmiştir. Uygulanan adam kayırma ve kendi düşüncelerine yakın
insanları hak edip etmediğine bakmaksızın önemli yerlere görevlendirilmesi onun ve
kadrosunun 27 Mayıs ihtilali ile sonunu hazırlamıştır. 30 Ağustos 1950 senesinde
Org. Sabri YİRMİBEŞOĞLU Cumhurbaşkanlığı Muhafız Kıt’asında ilk görevine
başlıyor.
DP muhalefette iken kendisine yapılan haksızlıkları iktidarda
iken CHP’den kat kat çıkartmak için uğraş veriyordu. İktidarda iken devletin
yayın organları ve güçleri DP iktidarına hizmet ediyordu. DP iktidarı döneminde
yapılan harcamalar bütçeyi aşma noktasına gelmiştir. İlk defa dış borçlanma DP
iktidarı döneminde gerçekleşmiştir. Kıbrıs sorunu Türk ve Rum toplumunun Kıbrıs
adası üzerinde beraber yaşamaları ve eşit haklara sahip olması şeklinde aşılmaya
çalışılmıştır. Yönetim aynı oranlarda liderlerle temsil edilme şeklinde kendini
göstermiştir. Daha sonra Rum lider tarafından bu anlaşma tanınmayarak Kıbrıs’ta
Türk katliamı başlatılmıştır. Bu olaylar Türkiye’de iktidar kavgalarının en
şiddetli olduğu döneme denk getirilmiştir.
Anlatımlarda TSK personelinin maddi olarak çektiği sıkıntı
sık sık dile getirilmektedir. 27 Mayıs sabahı Albay Alpaslan TÜRKEŞ Ankara
Radyosundan tüm Türkiye’ye ihtilali bildirmiştir. Müteakip günlerde milli birlik
komitesi adı altında kurulan kurum yönetimi eline almıştır. 27 Mayıs haricinde
kısa bir süre içerisinde daha başka ihtilal denemeleri yapılmış fakat başarılı
olunamamıştır. Adnan MENDERES idama mahkum edilip infazı gerçekleştirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti bu dönemde istiksarsız yönetimlerle vakit kaybına uğramıştır.
Parti menfaatleri ülke menfaatlerinin üzerinde tutulmuş, şahsi menfaat ve çıkarlar
uğruna Türkiye Cumhuriyeti vakit kaybına uğramıştır. Bu tür hadiseler dış
ilişkilerde ülkenin ulusal kayıplara uğramasına neden olmuştur. |