ADS
KİTABIN ÖZETİ :
1. GİRİŞ :
a. Çağın
Özellikleri :
20.
yüzyılı en belirgin özeliği bağımsızlaşma özleminin güçlü bir olgu olarak
tüm dünyaya yayılmasıdır. Ancak dünya gerçeği bağımsız olmanın yeni
içeriğini “TAM BAĞIMSIZLIK“ olarak, boyutları genişlemiş bir bağımsızlık
anlayışı şeklinde belirlemiştir. Tam bağımsız olabilmek ve tam bağımsız
yaşayabilmek içinse “ÇAĞDAŞ“ olmak gereklidir. Çağımızın geri kalmış,
gelişmemiş yoksul ama yoksulluktan kurtulma çaba ve amacındaki toplumlarının sorunu
“BAĞIMSIZ OLMA“ çizgisinden “ÇAĞDAŞ“ olma aşamasına dönüşmüştür.
Bağımsızlık olgusunu asıl içeriğiyle, genişleyen “TAM BAĞIMSIZLIK“ boyutunda
tanımlamak gerekir. Tam bağımsızlığa yönelebilmenin ilk adımı SİYASAL
BAĞIMSIZLIK’tır. Siyasal bağımsızlığını kavuşan toplumların en büyük sorunu
BİRLİK, OTORİTE ve EŞİTLİK konularıdır. Bunlar sağlanmadan toplumu sarsıntı,
iç çelişki ve çatışmalarından kurtarmak imkansızdır. İşte bu noktadan
bağımsızlığına karışan ülkelerin çağdaşlaşma sorunu doğmaktadır.
Günümüzde tek tip bir çağdaşlaşma modeli yoktur.
b. Ulusal Model
Arayışları :
Her ülkenin farklı toplumsal, kültürel, tarihsel, geleneksel,
dinsel, ve ekonomik yapılarının olması bu ülkelerin önderlerini ve yöneticilerini
ulusal modeller ve kalkınma yöntemleri bulmaya itmiştir. Türkiye Cumhuriyeti
özellikle 2 nci dünya savaşı sonrası bağımsızlıklarına kavuşarak
çağdaşlaşma çabası içerisine giren ülkeler için alternatif bir çağdaşlaşma
modeli olmuştur. Atatürkçü ideolojinin en belirgin özelliği ulusal oluşu, toplumun
tarihsel, kültürel, toplumsal ve ekonomik koşullarına; yapısına göre oluşturulmuş
bulunmasıdır. Dogmacı değil pragmatistir. Hayalci değil gerçekçidir. Batıya
dönüktür. Atatürkçü ideoloji batının siyasal sistemini benimsemiş fakat batı
toplumundaki sınıf ayrılığı yerine sınıflar arası uyumu yeğlemiş ülkenin tüm
toplumunun “Halk devleti“ olarak korumayı amaçlamıştır. Atatürkçü ideoloji
ulus bilincine ulusçuluğa, ulusal birliğe her uygulamada büyük ağırlık vermiş,
içte ve dışta sürekli vurgulamış, güçlendirmeye çalışmıştır. Atatürkçü
ideoloji milli iradeye dayanmayı, her politika ve eylemi halkın temsilcileri ile
oluşturmayı ve uygulamayı ön görmüş, kişi egemenliği yerine ulus egemenliğini
benimsemiştir. Atatürkçü ideoloji bilimi, bilimin yol göstereceğini ve aklı
benimsemiş, laik bir toplum yaratmayı çağdaş olmanın gereği olarak görmüştür.
Atatürkçü ideoloji ve çağdaşlaşma modeli bu temel nitelikleri ile KAPİTALİZM ve
MARKSİZM’in gelişme modellerinin dışında hem kendine, ülkenin, Türk toplumunun
yapısına ve koşullarına özgü ulusal, hem de kendinden sonra kurtuluş savaşı
verecek olan ülkelere bir “ÖNERİ“ bir “BİLDİRİ“ bir “ÖRNEK“ olarak
ortaya çıkmıştır.
2. ATATÜRK DEVRİM MODELİ :
Siyasal
çağdaşlaşmanın temel bir koşulu, dinsel, geleneksel, ailesel ve geleneksel
otoritelerin yerine laik, ulusal ve tek bir otoritenin olmasıdır. Atatürk devrimi bunu
gerçekleştirmiştir. Atatürk devrimi çağdaşlaşmayı bir bütün olarak gören, o
doğrultuda devleti, toplumu eyleme sokan ilk Türk çağdaşlaşma hareketidir. Atatürk
devrimi ulusal, dinamik bir çağdaşlaşma eylemidir. Atatürk eri bu devrimi
yönlendiren, devrimle beraber büyüyen ve devrim eyleminin düşünsel yönünü
oluşturan ilkelerdir.
a. MODELİN AMAÇLARI
:
Atatürk devrim modellerin birinci amacı çağdaşlaşmak, ikinci amacıda
kalkınmak, böylece çağdaş uygarlık düzeyine çıkmaktır. Türk devrimi
yasallığı dinsel kökeni reddetmiş, laik, ulusal bir temele dayatılmasına çaba
göstererek birliğin başlıca ideolojik tanımlamasına da olanak yaratmıştır.
b. MODELİN SORUNSAL AŞAMALARI :
Halk yığınlarını sömürgeci, işgalci güçlere karşı
mücadeleye itmek, bağımsızlığa kavuşmak, sonraki sorunların çözümünden daha
kolaydır. Bunun temel nedeni kurtulan toplumların geleneksel oluşu, uluslaşamaması,
ulus bilincine varmamasıdır. Kurtuluş öncesindeki birleştirici, bir araya getirici
bağ kurtuluşundan sonra kopmaktadır. Halbuki bir toplum, bir devlet için en önemli
öğelerden biri ulusal birliktir. Mustafa Kemal Atatürk Amasya genelgesi Erzurum
ve Sivas kongreleri; TBMM’nin açılması, saltanatın kaldırılması, hilafetin
kaldırılması, faaliyetleri ile ulusal birliği sağlamayı ve ülkede kaybolan
otoriteyi yeniden oluşturmayı başarmıştır.
Devrim sürecinde otorite yerini bir sistem, yeni bir yönetim
biçimi ve bunun gerekli kıldığı çağdaş anlamda bir siyasal yapı, siyasal kurumlar
konusudur. Atatürk devrim modelinin öngördüğü siyasal yapı, siyasal kurumlaşma
batının siyasal yapısıdır. Laik bir toplumda cumhuriyetçi, demokratik,
özgürlükçü bir düzen kurmaya amaçlar.
Atatürk devrim modelinde başlangıçta, cumhuriyet öncesi
dönemde eşitliği yönelik ekonomik içerikte girişimler; “Dokuz ilke“, Ereğli
Havzası maden işçilerin yapılmış olmasına karşın henüz tümüyle çözülmüş,
aşılmış değildir.
C. MODELİN STRATEJİ
VE TAKTİĞİ :
Mustafa Kemal’in modelinde çağdaşlaşmanın
gerekleri olarak bilinen, benimsenen ulusal toplumu belirleme; çağdaş laik siyasal
düzenlemeyi, örgütleşmeyi gerçekleştirme; toplumsal ve kültürel atılımları
başlatma ve ekonomik kalkınma için eyleme geçme ülke ve toplum koşullarına,
olanaklarına göre sıralanmış yapılabilirlik ölçeğinde uygulamaya konmuştur. En
çok ilgi toplayacak, destek sağlayacak, kabul görecek olanlar öne alınmış,
güçlük yaratacak, işleri çıkmaza, açmaza sokacak olanlar ise geriye bırakılmış;
fırsatı, olanağı, yapılabilirliği doğdukça ortaya çıktıkça da gündeme
getirilmiştir.
ç. MODELİN TOPLUM
VE DEVLET YAPISINA UYGULANIŞI :
(1) BİRLİĞİ SAĞLAMAYA YÖNELİK ATILIMLAR :
Saltanatın kaldırılması, hilafetin
kaldırılması, eğitimde birliğin sağlanması (Tevhid - i Tedrisat ), Milli eğitim
bakanlığının kurularak tüm öğretim kurumlarının buna bağlanması, 1924
anayasasının kabulü, kıyafet kanun, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Türk medeni
kanununun kabulü, Türk borçlar kanunu, ticaret kanunu, icra iflas kanunu, hukuk ve ceza
muhakemeleri kanunların çıkarılması, modern zaman ve ölçü birimlerinin kabul
edilmesi, Latin alfabesinin alınması, Türk tarih kurumunun kurulması, birlik ve
otoriteyi sağlamada önemli adımlar olmuştur.
(2) OTORİTEYİ KURMAYA YÖNELİK ATILIMLAR :
Halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin
kapatılması, soyadı kanunun kabulü, bu konuda atılmış en önemli adımlardır.
(3) EŞİTLİĞİ GERÇEKLEŞTİRMEYE YÖNELİK ATILIMLAR
:
Geleneksel unvanların kaldırılması ( Soyadı kanunu
ile ), tekke ; zaviye ve türbelerin kaldırılması, kadın hakları ile ilgili yasanın
kabulü, modern hukuk fakültesinin kurulması, medeni kanun, ticaret kanunu, hukuk ve
ceza muhakemeleri kanunu, icra iflas kanunu, borçlar kanunu, gibi modern kanunların
benimsenmesiyle toplumsal eşitlik sağlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca aşar
vergisinin kaldırılması, parasız öğrenim, yabancıların elinde bulunan
demiryollarının, limanların, maden işletmelerinin, satın alınması, kabotaj hakkına
sahip çıkılması, sanayiyi teşvik eden kanunların kabulü, okulların
yaygınlaştırılması, iş kanunun çıkarılması, salgın hastalıklarla mücadele,
sağlık kuruluşlarının yaygınlaştırılması, tarım satış ve kredi
kooperatiflerinin kurulması, karayolları ve köprü yapımı sulama ve tarımda verimi
artıcı araç ve gereçleri geliştirme çalışmaları ve ilk beş yıllık sanayi plan!
ekonomik alanda eşitliği ve çağdaşlaşmayı sağlamaya yönelik önemli adımlardır.
(4) ATATÜRK’TEN SONRAKİ DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ :
Üretime dönük eğitime geçilmiş, Köy Enstitüleri
kurularak eğitimin yaygınlaştırılmasına girişilmiş, fakat bu devrimci atılım
çok partili siyasal yaşamda etkinliğini kaybetmiştir. Çiftçiyi topraklandırma
yasası çıkarılmış, bununla toprak dağılımındaki adaletsizlikler giderilmek
istenmiş, fakat bu yasa bütünüyle ne uygulanabilmiş, nede toprak reformu
gerçekleştirilmiştir. Devrimin ulus oluşturulması, kültürün
ulusallaştırılmasında yardımcı işlev üstlenen halk evleri bir siyasal partinin
denetiminden alınarak ulusal devlet kuruluşu biçiminde sürdürülmesi gerekirken
kapatılmış, bu kuruluşa çoğulcu düzenin isteklerine yanıt verecek işlerlik
kazandırılmamıştır. Ulusal bir ekonomi yerine dışa bağımlı, batı
anamalcılığının etki ve denetiminde bir ekonomi ve sanayinin kurulmasına, bu
bağlılıkla genişlemesine olanak sağlanmış ; böylece ülke ekonomisi yeni
sömürgeciliğe açılmıştır. Laik eğitimi güçlendirici, laik bir toplum yaratıcı
atılımlar büyük ölçüde unutulmuş, dinsel eğitim laik öğretim kurumlarını ve
toplumu etkileyecek, denetimi altına alınacak olanaklara kavuşturulmuştur; Dinsel
eğitim kuruluşları hem nicelik, hem nitelik yönünden ülke çapında
örgütleştirilmiştir. |