ADS
KİTABIN ÖZETİ :
Yolsuzluğu
genel olarak, bir çıkar karşılığı kamu yetkilerinin yasadışı kullanımı olarak
tanımlayan yazar, çalışmasını üç ana bölümde sunmuştur.
Birinci
bölümde yolsuzluğa teorik açıdan yaklaşmış, ikinci bölümde azgelişmiş ülkeler
üzerine yoğunlaşmış, son bölümde ise yolsuzluğun etkileri ve alınabilecek
tedbirlere yer vermiştir.
Yazar henüz
çalışmasının başında, yolsuzluğun araştırılmasında karşılaşılabilecek
güçlüklerden bahsetmiş ve yazılabileceklerin ancak açığa çıkmış yolsuzluklar
olabileceğini itiraf etmiş, böylece daha baştan yapılacak çalışmaların yetersiz,
sınırlı ve yüzeysel olacağını kabul etmiştir.
Yazara göre
bir olayın yolsuzluk olarak tanımlanabilmesi için 3 temel ögeyi taşıması
gerekmektedir. Bunlar ;
Yetki öğesi Yetkinin yasadışı kullanımı ve Çıkar öğesi‘ dir.
Bu bölümde
dikkati çeken husus sağlanan çıkarın, yalnız maddi şeylerle sınırlanmasının
doğru olmayacağı, manevi tatminin de bir çeşit çıkar olduğunun vurgulanmasıdır.
Binlerce
şekilde tezahür edebilen yolsuzluk yazar tarafından ikiye ayrılmıştır. Yasaların
yapımı sırasında ortaya çıkan “siyasal yolsuzluk” ve yasaların uygulanması
esnasında ortaya çıkan “yönetsel yolsuzluk”.
Yönetsel
yolsuzlukta “maddi çıkar içerikli yolsuzluk” ve “dayanışma içerikli
yolsuzluk” söz konusudur. Maddi çıkar içerikli yolsuzlukta çıkar, rüşvet, haraç
ve zimmet olabilir.
Dayanışma
içerikli yolsuzluk ise, yakınları kayırma ve sözügeçen kişileri kayırma şeklinde
olabilir.
Daha sonra
yolsuzluğun en yaygın şekli olan rüşvet konusuna ağırlık veren araştırmacı, şu
sonuçlara ulaşmıştır.:
- Kamu
hizmetleri arzı, talebi karşılayamaz ise, bu kısıtlı hizmetlerden yararlanmak için
yasal olmayan ödemelerin yapılması kaçınılmazdır.
- Kamu
kuruluşunun satın alacağı malın niteliklerinin açıkça belli olması rüşveti
azaltır.
- Yetkinin
merkezi ya da yerel olması rüşvet ortamını etkiler.
Yazar kuramsal
incelemesini bu şekilde sonuçlandırmış ve biraz daha özele inerek sözü az
gelişmiş ülkelerde yolsuzluk konusuna getirmiştir. Yazarın bu konudaki tespitleri şu
şekildedir:
Azgelişmiş
ülkelerde bürokrasinin siyasal ve yönetsel açıdan önemli bir ağırlığı vardır.
Bürokrasi dışı güçler zayıftır, bürokrasi üzerinde denetim etkisizliği vardır,
toplumsal yapı akrabalık ve arkadaşlık ilişkileri, bu ülkelerde yolsuzluk için
uygun ortam yaratırlar.
Yazar kitabın
son bölümünde, bazı araştırmacıların yolsuzluğun olumlu etkilerinden
sözettiğini belirtmiştir. Bu iddialar şöyle özetlenebilir :
1. Rüşvet
ile bazı gruplar tatmin olmakta, böylece şiddet önlenmektedir.
2. Siyaset yapımı esnasındaki yolsuzluklarda bazı gruplar
dolaylı olarak yönetime katılmakta, böylece mevcut düzene karşı gelmemektedirler.
3. Rüşvet aşırı kuralcılığı, bürokrasinin yavaşlatıcı
etkisini yener, bürokrasiyi canlandırır.
4. Yatırımcılar belirsizliği sevmez, yolsuzluk ile bürokratik
çevrenin davranışları yönlendirilebilir.
Ancak yazar
savları tutarlı bulmamakta ve her birini örneklerle çürütmekte ve Sonuç itibariyle
”yasaların ve kuralların etkisini yitirdiği toplumlar çürümeye mahkumdur”
demektedir.
Yasal
yaptırımların ağırlaştırılması yolsuzluğu azaltabilecektir ama suçun açığa
çıkarılması olasılığını arttırmak için alınacak önlemlerle daha caydırıcı
olabilir.
-
Bürokrasinin etki alanının daraltılması ve hizmette rekabetin getirilmesi önem
kazanmaktadır.
- Kamu
işlemlerinin basitleştirilmesi ve hızlandırılması, standartlar konması yolsuzluk
olasılığını azaltır.
- Yolsuzluğa
karşı kamuoyu oluşturulmalıdır.
- Rüşvete
karşı geliştirilen denetim mekanizmaları basın, kamuoyu, siyasi partiler,
yasama-yürütme ve yargı kurumlarının denetimleridir. Bürokrasinin kendi içinde de
denetim mekanizması vardır. Ancak asıl olarak bürokrasidışı denetimlerin etkinliği
rüşvet olasılığını azaltmaktadır. |